Daha Çok Inbox Oranı İçin Altın Kurallar – Bölüm 1

Gönderilerinizde yüksek “inbox oranı” almanız için gerçekten çok çalışıyoruz ve altyapımızı titizlikle yönetiyoruz. Ancak daha çok inbox oranı için sadece bizim efor sarf etmemiz malesef yeterli olmuyor. İşte bu nedenle sizin de yardımınıza ihtiyacımız var…
Daha çok inbox oranı elde etmek için yapılması elzem olan konularla ilgili bir yazı dizisi hazırladık ve bu da dizinin ilk bölümü.
E-bültenlerinizin, tanıtım mailleri ya da kullanıcılarınıza yaptığınız bildirimlerin daha fazla kişiye ulaşmasını, daha fazla kişi tarafından görülerek okunmasını ve bülteninizdeki linklere daha çok tıklanmasını mı istiyorsunuz ? O halde size bir kaç tane altın kuraldan bahsedeceğiz.

Neden Spam Kutusuna Düşüyorsunuz

Günümüzde, Gmail, Hotmail ve Yahoo gibi ücretsiz e-posta hizmeti sunan kuruluşlar, hem kullanıcıyı rahatsız ettiği ve kullanıcı deneyimini düşürdüğü için hem de aslında kullanıcı tarafından istenmediği için sunucularda gereksiz trafik yaratan “istenmeyen posta”larla mücadele etmeye yönelik hatırı sayılacak ölçüde emek ve para harcıyorlar. Özellikle tüm dünya çapında gönderilen toplam e-mail trafiğinin %70’i spam e-posta’lardan oluştuğu için bu konuda haksız da sayılmazlar.*
Sahiden de elektronik posta yoluyla reklam yapmak ile televizyona reklam vermenin aynı şey olduğunu düşünen kurumlar/kuruluşlar internette satılan e-posta listelerini belli meblağlara alarak bu listelere gönderim yapmanın çok iyi bir fikir olduğuna hükmediyor ve bahsi geçen %70’lik spam trafiğinin oluşmasında ciddi katkı sağlıyorlar. Öncelikle bu fikrin tamamen yanlış olduğunu belirtmekte fayda var. Zira televizyon broadcast çalışan yani kitlelere doğrudan yayın yaparak onlara topluca ulaşan bir araç iken, “e-posta” tek başına tek bir kişiyi ilgilendiren kişisel bir durumdur. Bu anlamda hiç tanımadığımız ya da kendisi ile tüzel ya da bireysel bir ticari bağınız olmayan birisine, ondan izinsiz olarak reklam e-postası göndermeniz sizin de %70’lik spam trafiğinde tuzunuzun olmasını sağlar. Üstelik bu durum yukarıda bahsi geçen e-posta servis sağlayıcıları tarafından mimlenmeniz ve gönderdiğiniz tüm maillerin istenmeyen mail klasörüne gönderilmesine, hatta bazen alıcısına hiç ulaştırılmamasına da neden olacaktır. Zira yine yukarıda değindiğimiz gibi bu e-posta servis sağlayıcılar spam fitrelerine gerçekten büyük yatırımlar yaptıkları için oldukça sofistike ve akıllı filtreleme algoritmaları kullanmakta ve spam e-mail ile spam olmayan e-mailleri birbirinden kusursuza yakın bir oranda ayıklayabilmektedirler.


Peki bu durumda ne yapacağız?

İşte ilk kural:
Öncelikli olarak gönderdiğiniz e-mailleri, o e-mailleri gerçekten isteyen kişilere göndermek birinci kuraldır. Yani dolaylı ya da doğrudan sizinle bağlantılı olan kişilere; örneğin web sitenize üye olmuş ve üye olurken, gönderilecek “e-bültenleri almak istediğini” belirten kutucuğu işaretlemiş kişilere gönderim yapmalısınız. E-postanızı alan kişi, size böyle bir e-posta almayı beklemiyor ve istemiyorsa e-mailinizi doğrudan “bu bir spam emaildir” butonuna basarak spam olarak işaretleyecektir. Spam filtrelerinin en önem verdiği kriter budur. Ne kadar çok kullanıcı maillerinizi spam olarak işaretlerse spam filtresinin radarına girmeniz ve spammer olarak mimlenmeniz o derece kuvvetlenecektir.
Bir sonraki bölümde, ikinci önemli kural olan, hijyenik e-posta listelerinden, bu terimin ne ifade ettiğinden ve ne gibi bir öneme sahip olduğundan bahsedeceğiz, takipte kalınız…
_____________________________
*http://www.securelist.com/en/analysis/204792322/Kaspersky_Security_Bulletin_Spam_evolution_2013
Comments are closed.